Blog

Blog

Kıssadan Hisse

Makaleler

3 HİKAYE
Bahar aylarının verimli topraklarının içinde iki tohum yan yana yatıyormuş.
Tohumlardan biri diğerine “ben büyümek istiyorum” demiş “
Köklerimi altımdaki toprağın derinlerine ve filizimi yeryüzüne göndermek istiyorum… Baharın müjdecisi tomurcuklarım açılsın istiyorum güneşin sıcağını yüzümde, sabahın tatlı dokunuşunu yapraklarımda hissetmek istiyorum.”
Ve büyümeye başlamış tohum.
İkinci tohum ise, “Ben korkuyorum” demiş, “Köklerimi altımda yatan toprağın derinliklerine gönderirsem, karanlıklarda beni neyin beklediğini bilemem. Üstümdeki toprağı zorlayıp yeryüzüne çıkmaya çalışsam, filizlerim zarar görebilir… Hem tomurcuklarım açmaya başladığında üzerlerinde salyangozlar gezip, onları yemeğe kalkarsa? Ya tomurcukları açılıp, çiçeğe dönüştüklerinde küçük bir çocuk beni koparıverirse? Yo, hayır. En iyisi burada kalıp beklemek. Büyümek için belki daha güvenli bir zaman bulabilirim”
Ve ikinci tohum beklemeye başlamış.
O sırada yumuşamış olan bahar toprağını eşeleyen bir tavuk bulmuş tohumu ve bir lokmada yutuvermiş onu…
KISADAN HİSSE
Riskleri göze almaktan ve büyümekten korkanları yaşam bir anda yutuverir

Büyük bir şehre yaklaşmakta olan bir gezgin, yolun kenarında oturmakta olan bir kadına sorar: “Bu şehrin insanları nasıl insanlardır?”
“senin geldiğin şehrin insanları nasıl insanlardı?
“Berbat, cimri, güvenilmez ve her acıdan berbat” der
“ah, bu şehirdeki insanların da onlardan bir farkı yok” der kadın
Gezgin yanından ayrıldıktan çok kısa bir süre sonra, bir başkası gelir kadının yanına ve aynı soruyu sorar. Yaşlı kadın karşılık olarak yine aynı soruyu sorar ikinci gezgine
“iyi insanlardır, dürüst, çalışkan ve hoşgörülü. Oradan ayrıldığıma çok üzülüyorum” der ikinci gezgin
Bilge kadın şöyle yanıtlar onu: “Bu şehirdeki insanların da bir farkı yok onlardan.”
KISADAN HİSSE
Ne gördüğümüz büyük ölçüde nereye ve nasıl baktığımıza bağlıdır.

Gençken, evlenip çoluk çocuğa karışınca yaşamın daha iyi olacağına inanırız. Sonra çocukların yeterince büyümediğine karar verir ve onarlı büyüyünce halimizden daha memnun olacağımızı düşünürüz.
Daha sonra gençlerle uğraşmaktan usanır ve çocuklarımız gençlikten çıktınca kesinlikle mutlu olacağımıza inanırız. Eşimiz bize daha iyi davranmaya başladığında, daha güzel bir araba aldığımızda tatile çıkabildiğimizde, emekli olduğumuzda mutlaka mutlu olacağımızı kendimize anımsatırız.
Gerçek şu ki, mutlu olmak için içinde bulunduğumuz andan daha uygun bir zaman yoktur. Şimdi değilse, ne zaman?
Yaşamımız her zaman zorluklarla, engellerle dolu olacaktır. Bunu işin başındayken kabul edip her şeye karşın mutlu olmaya karar vermek en iyisidir. Uzun bir süre, gün gelip gerçek yaşamının başlayacağını düşündüm. Ama her zaman, önce aşılması gereken bir engel vardı karşımda. Yaşanması gereken bir acı, bitirilmesi gereken bir iş, ödenmesi gereken bir borç. Yaşam hep daha sonra başlayacaktı. Sonunda, bu engellerin aslında benim yaşamınım ta kendisi olduğunu anladım.
Yaşama bu gözle bakınca mutluluğa ulaşan bir yol olmadığını gördüm mutluluk aslında bu yoldan ibaret. O zaman elinde ki anın değerini bil. O anı senin için özel olan, seni özel bulan birisiyle paylaşabildiğin için daha bir sev ve anımsa, zaman kimseyi beklemez.
Ve hemen vazgeç, şu andan daha iyi bir an olmayacağına karar vermek için okulu bitirmeyi, okula geri dönmeyi, on kilo vermeyi, on kilo almayı, çocuk sahibi olmayı, çocukların evlenmesini, bir işe girmeyi, evlenmeyi, boşanmayı Cuma akşamının Pazar sabahını, yeni bir ev almayı, arabanın taksitlerini ödemeyi, yeniden doğmayı beklemekten…
KISADAN HİSSE

Mutluluk varılacak bir hedef değil yolculuğun ta kendisidir.