Blog

Blog

Çocuğunuza Sınır Koymak

Makaleler

Çocuğunuza Sınır Koyma nedir?

Çocuklar yaşadıkları dünyanın kurallarını anlamaya istek ve ihtiyaç duyarlar. Kendilerinden ne beklendiğini, diğer insanlarla birlikteyken durdukları yeri, ne kadar ileri gidebileceklerini ve çok ileri gittikleri zaman neler olacağını görmek isterler. Büyüdükçe artan beceri ve kapasitelerini ölçmek isterler. Sınırlar, bu öğrenme ve keşfetme sürecinde çok önemlidir. Ancak anne babanın mesajları net olmalıdır.

Çocuklar çok küçük yaşlardan itibaren dünyayı araştırırlar. Çok iyi gözlemcidirler ve davranışları taklit ederek, neden sonuç ilişkilerini kaydetmekte ve bu bilgiler doğrultusunda kurallar hakkında belirli inançlar oluşturmaktadırlar. Bu inançlar bazen anne babanınkinden farklı olabilir. Çünkü çocukların araştırmaları onlara söylenenlerle değil yaşantılarıyla şekillenir.

Bu noktada anne babaların verdiği mesajların netliği, kararlılığı ve tutarlılığı önemlidir. Anne baba çizdikleri sınırları net olarak belirtmeli ve her durumda tutarlı olmalıdır.

Sınırlar anlaşılır ve tutarlı olduğu sürece, çocuklar için onu anlamak ve izlemek kolay olacaktır. Sınırlar net olmadığı zaman, çocuklar yolun dışına çıkıp başını belaya sokabilir.

Bizler sınırlarımızı belirlemez ve bunları ifade etmezsek çocuklar için bir bilinmeyen oluruz. Çocuklar zihnimizi okuyamaz, ancak yaşadıklarını bilir. Çocuğun istenmedik davranışı sürekli yapması geçiştirildiğinde, bu davranışın doğru olduğunu düşünecek ve bu şekilde davranacaktır. Çocukların çoğu ve ergenler, kabul edilebilir davranışı ilgili kişilerin kaldırabileceği davranış olarak tanımlar.

Çocuklar, diğer insanlarla olan ilişkilerinde nerede durduklarını deneyimleri yoluyla öğrenirler. En önemli araştırmalarını evde yaparlar. Ev gerçek dünyanın eğitim alanıdır. Bizim öğrettiklerimiz dış dünyada kabul edilebilir olan davranışların standartlarını belirler.

Çocuklara, belirli sınırlar sunulursa, ilişkilerle ilgili önemli sorularına da yanıt alırlar. Topladıkları bilgiler, yetişkinlerle ilişkilerinde ne kadar güç ve kontrol sahibi olduklarını belirlemelerini sağlar. Çocuklar kendilerine çok fazla güç ve kontrol verildiği zaman etkileri ve otoriteleri konusunda abartılmış bir duyguya kapılırlar. Daha çok deneme yapılır ve sınırlar belirsizleşir. Çelişkiye ve güç mücadelelerine neden olur.
Sınırlar zaman içinde çocuğun büyümesiyle doğru orantılı ve sorumluluk duygusu ile ilişkilendirilerek değişebilir.
Çocuklar bizlerin ana baba olmamıza ihtiyaç duyarlar. Sınırlamalar belirlemede kararlı olmamızı ve güvenecekleri sınırları onlara sağlamamızı beklerler. Güven ve devamlılık duyguları bunlara bağlıdır. Sınırlar güven verir.

KAÇ TİP SINIRDAN BAHSEDEBİLİRİZ?
ÇOK KISITLAYICI SINIRLAR(Aşırı Kontrol)

Bazen anne babalar iyi niyetli olmalarına rağmen sınırları oldukça kısıtlayıcı hale getirirler. Bu çocukların sağlıklı büyüme ve gelişimi için gerekli olan özgürlüğü sağlayamaz. Çocuk anne babayı anlar ama yolu daraltılmıştır. İsyan etmeye başlar. Öğrenmeyi ve sorumluluk almayı engeller.
Çok az özgürlük=>isyan, öğrenme ve sorumluluk engeli.

ÇOK GENİŞ OLAN SINIRLAR(Kontrolsüzlük)

Yaşantılar çocuklara anne babalarının ne istediğini bilmesini sağlar ancak bilirler ki bu kurallara uymak isteğe bağlıdır, zorunlu değildir. Sınır çok geniş ve kararlılıktan yoksunsa, çocuklar sınırları görmezden gelir ve kabul edilebilir davranışların dışına çıkarlar.
Çok fazla özgürlük=>aşırı denemeyi körükler, öğrenme ve sorumluluk almayı engeller

TUTARSIZ OLAN SINIRLAR(Karışık kontrol)

Anne baba ruh durumlarındaki değişikliklere göre sınırları o anda esnetir veya daraltır. Bu çocukta duruma uygun davranma alışkanlığı kazandıracaktır. Çok sinirlilerse ona göre davran, iyilerse ona göre. Belirsiz sınırlar olduğu için çocuk çok fazla deneme yapar.

DENGELİ SINIRLAR

Kurallar belirlidir ve ebeveyn tutarlı bir şekilde sınırları korur. Aile çocuktan ne beklediğini olmazsa neler olabileceğini anlatmış ve uygulamaya başlamıştır. Bu sınırlar, onun gelişmesine imkân vermektedir. Yeni beceriler kazanmak için gerekli özgürlüğü verir, deneme ihtiyacını azaltır, sorumluluk kazandırır

Cised’e Sorun

Benim yıllardır devam eden bir sorunum var. Cinsel yaşamımda başarılı olamıyorum, sertleşmekte güçlük çekiyorum. Bu nedenle evlenmekten kaçıyorum. Fakat artık çevre baskısı iyice artmış durumda. Lütfen bana yardımcı olun. Şimdiden teşekkürler.
Ç.E./Köseköy
Ülkemizde erkeklerin yaklaşık %55 inde görülen sertleşme sorunu diğer bir deyişle iktidarsızlık erkeğin cinsel hayatını kabusa çevirebiliyor. Cinsel gücün erkeklikle özdeşleştirildiği Türk toplumunda erkek sertleşme sorununu gurur meselesi yapabiliyor ve doktora gitmeye utandığı için de sorunun çözümü gecikebiliyor. Her cinsel sorunun olduğu gibi iktidarsızlığın da tedavisi mümkündür, ancak önce bu soruna yol açan nedenin tespit edilmesi gereklidir. İktidarsızlığın fiziksel ve psikolojik bir çok nedeni olmakla birlikte, ülkemizde en sık rastlanan nedenlerinden biri başaramama korkusudur (performans anksiyetesi).Her erkek zaman zaman sertleşme sorunu yaşayabilir. Erkek bir kereye mahsus da olsa sertleşme sorunu yaşadığında dünyası yıkılır, erkekliğini kaybettiği ve bir daha asla geri kazanamayacağı düşüncesine kapılır. Oysa ki bir sorun en az 3 veya 6 ay boyunca, her cinsel ilişkide yineleyici ve tekrarlayıcı biçimde ortaya çıkıyorsa o zaman sorun olarak nitelendirilebilir. İktidarsızlığın birçok farklı nedeni olabilir. “Stres, iş ve aile yaşamındaki sorunlar, eşler arasında sürekli yaşanan problemler, bedensel antipati ve kadının gebe kalmasından duyulan korku, cinsel ilişkide başarısız olma korkusu, cinsellik hakkında yanlış bilgilenme veya keşfedilme, reddedilme, üzüntü vb. nedenlerden kaynaklanan anksiyete ve depresyon gibi ruhsal sıkıntıların yanı sıra penisin atardamarlarına, toplardamarlarına, süngerimsi silindirlerine ve sinirsel yapılarına ait bozukluklar, sigara, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı, akciğer, karaciğer, kalp, böbrek, sinir, arter veya venlerin kronik hastalıkları, (özellikle şeker hastalığı, yüksek tansiyon, arteryoskleroz veya damar sertliği, testesteron hormonundaki azalma vb.) antidepresanlar, antihistamimikler, hipertansiyon ilaçları veya prostat kanseri tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar iktidarsızlığa yol açabilmektedir. Tedavi için öncelikle sorunun nedeninin tespit edilmesi gereklidir.’’ Bu nedenle önce bir üroloğa görünerek genel bir kontrolden geçilmeli, eğer fiziksel bir sorun yoksa cinsel terapi önerilir.
***Her konuda cevabını merak ettiğiniz soruları cisedizmit@hotmail.com adresine mail olarak atabilirsiniz